Yolda Olmak - Aytac Togay

Yolda Olmak

İlkokul yıllarımın sonlarına doğru başka bir kentte yaşayan teyzeme tek başıma gidip gelmeye başlamıştım. 4 saatlik yolculuk herkes için küçük ama benim için çok büyük bir adımdı bu hayatta. Otobüs camının kenarından Çukurova’nın uçsuz bucaksız yeşilliğini, o yeşilliği bittiği yerde sonsuz maviyi ilk o zamanlar tek başıma izlemeye başladım. Sanırım “yolda” olmanın büyüsü hayatıma böyle girdi.

Zaman içinde seyahatlerin güzergahları da nitelikleri de değişti. Mesleğim gereği yurdun dört bir yanına gitmek zorunda kaldım, hala da gidiyorum. Fotoğraf çekmeye, üzerine düşünmeye, yazmaya başladıktan sonra “yolda” olmanın anlamı da başkalaşmaya başladı. Gördüklerim, belleğime kazıdıklarım farklı anlamlar almaya başladılar. Fiziken o yollarda iken düşünsel olarak da başka yolların izlerini sürüyordum.

Yazar, çevirmen, fotoğraf sanatçısı Münir Göle’yi bu sıralarda tanıdım. Çok fazla bilinmeyen ama benim fotoğraf hayatımda kilometre taşlarımdan biri olan Yol Durumu (Yapı Kredi Yayınları, Ekim 2009) isimli deneme kitabını okuyunca “yolda” olmanın bana hissettikleri başka bir anlam kazanmaya başladı.

Münir Göle 1961 İstanbul doğumlu. Borges, John Fowles gibi yazarların kitaplarını dilimize kazandırmış. Yol Durumu’ndan başka Yansılar Kitabı, Fısıltılar, Yırtık gibi kitaplarının yanında Mnemosyne, Quipu gibi fotoğraflarının yer aldığı albümler mevcut.

Münir Göle Yol Durumu kitabının kapağında okuyucuya şöyle sesleniyor:

“Yolcu, önce kendi olarak vardır, kendini götürüyordur yanında. Bu en derin korkularla yüzleşmek, kendi kuyusuna yuvarlanmak, yasını tutmak, yaralarını sarmak olabilir; kendini boşluğa bırakıp daha geniş bir alana yayılmak, varlığının keyfini sürmek, yaratmak da olabilir…

“Yolcunun da bir anlatısı vardır; onun anlatısı kendinedir, kendi iç sesiyle anlatır, bazen fısıldar; suskunluklarla örer; yerel renkli ya da karşılaştırmalı sıradanlıklarla eğilip bükülmesini istemez, şimdisine sırt çevirmiş olmasından korkar. Yalnız kalmaya ihtiyacı vardır.”

Yol Durumu, planlamadan, takvim yapmadan, nereye gideceğine dahi karar vermeden gitmek isteyenler için muazzam bir rehber niteliğinde. Münir Göle yazdıklarıyla bizi İrlanda’daki sonsuz boşluklardan İsveç’in adı sanı duyulmamış bir sahil kasabasına, Brezilya’nın ücrasındaki bir balıkçı köyünden Orta Amerika’nın sokaklarına, Japonya’ya, Mısır’a, Patagonya’ya götürüyor. Okurken kendinizi turizm şirketlerinin bizlere dayattığı bol yıldızlı ve gösterişli mekanlardan kurtarıp sokaklara, mahallelere, sıradan hayatların kalbine atıveriyorsunuz. Yazar tüm bu denemelerin içine mekanlarla ilgili hikayeler serpiştirip, çektiği siyah beyaz fotoğraflarla damağımızda bıraktığı tadın ömrünü uzatıyor.

Yolda olmak, bambaşka bir ruh hali. Bunu hissetmek, bir anlatıma dönüştürmek ise bambaşka kapıları açıyor insanın önüne. İçine girilmesi zor, anlatması çok daha zor olan kapılar… Göle yazdıklarıyla, çektikleriyle bizim elimizden tutup o kapıları açmamız, içine girmemiz için bildiği herşeyi önümüze seriyor.

Fotoğraflar: © Münir Göle

(Bu yazı 18 Mayıs 2012 tarihinde www.fotoritim.com'da yayınlanmıştır)

Powered by SmugMug Log In